İçeriğe geç

Hangi hayvan karanlıkta görür ?

Karanlıkta Görmek: Gecenin Gizemli Yüzü

Bir sabah, Kayseri’nin soğuk sokaklarında, tek başıma yürürken aniden kafamda beliren bir düşünceyle durdum. Hangi hayvan karanlıkta görür?… Bu soru bana o kadar cazip gelmişti ki, birkaç adımda, etrafımdaki dünya neredeyse silindi ve gözlerim, içimdeki sorgulayıcı bir boşluğa odaklandı. Karanlık… ve görme yeteneği… Neden bu kadar merak ettim bilmiyorum, belki de geceyi, karanlığı, korkuyu, bilinmezliği seviyorum da ondan. Sonra birden, aklıma gelen bir sahne geldi, bir anı. O anı hiç unutamayacak gibi hissediyorum… O an, karanlıkta gördüklerime dair hissettiklerimle ilgili her şeyi değiştirdi.

Gecenin İçindeki Kayıp

Yılın bir kış akşamıydı. Kayseri’nin soğuk havası, ışıksız sokaklarda havada süzülen kar taneleriyle birleşerek her şeyi karartmıştı. Sokağa adım attığımda, her şey kararmış, hava tekdüze griye bürünmüştü. Yavaş adımlarla yürürken, kar tanelerinin sessizliği içinde bir şeylerin eksik olduğunu hissettim. O an içimdeki huzursuzluğu, kafamdaki dağınıklığı hissetmiştim. Günlerin getirdiği stresten mi, yoksa akşamın kasvetinden mi olduğunu bilemiyorum ama o gece bir şeylerin, bir yerlerin kaybolmuş olduğunu fark ettim.

O karanlıkta, sanki herkesin gözleri kapalıydı, her şey bir sis perdesi gibi örtülmüş ve bizler sadece birer silüet, birer gölge gibi orada duruyorduk. Geceyi görmeyi bilen tek varlık kimdi?

İçimden bir şey bana, “Hayvanlar karanlıkta görür,” dedi. Bir anda aklımda bir soru belirdi: Hangi hayvan karanlıkta görür? O geceye ait olmayan bir düşünceydi ama sanki cevabını almalıydım.

Biraz daha ilerleyip parka girdiğimde, karşımdaki bankta yalnız bir adam belirdi. O kadar karanlıkta duruyordu ki, gözleri bile seçilemiyordu. Sadece silüeti vardı, ama hissedebiliyordum. O adamın benden daha fazla şey bildiğini düşündüm. Gecenin sırrını, karanlığın içinde gizlenen duyguları… Belki o da benim gibi bir arayışta, karanlıkta görmeyi bekleyen birini arıyordu.

Bekleyişin Karanlık Yüzü

Parkın ağaçları, uzun gölgelerle kararmıştı. O an parmaklarımın ucunda bir şeyler vardı. Ne olduğunu anlamadan adımlarımı yavaşlatıp biraz daha derinlere gittim. Sonra gözlerimi kapatıp düşündüm. Karanlıkta görmek ne demekti? Karanlıkta yol alabilen biri olmak, kaybolmadan ilerleyebilmek. O gece karanlık, bana sadece gözle görebilenlerin dünyası gibi geliyordu. Oysa belki de her şeyin cevabı, karanlıkta kaybolan şeylerin arasında saklıydı. Sesler, hisler… Hissettiğimiz karanlık neydi? Sadece bir boşluk muydu?

Bir kuşun çırpınışı, birkaç adım uzaklıktan duyulabiliyordu. Hiçbir ışık yoktu, ama ben her şeyin farkındaydım. Karanlıkta görmek, belki de sadece sezgilerin doğru bir şekilde yönlendirdiği bir yolculuktu.

“Bunun içinde bir anlam olmalı,” diye düşündüm. Hangi hayvan karanlıkta görür? Kafamda devamlı yankılanan bir soruydu bu. Sonra gözlerim, parkta bir şeyin hareket ettiğini fark etti. Yavaşça yanaştım. Bir kedi… Sessiz, karanlıkta çok ince bir çizgi gibi hareket ediyordu. Gözleri bana bakıyor gibiydi, ama bir mesafe vardı. Sanki her şeyin farkındaydı, ama bana dokunmadan kendi yolunu bulmaya çalışıyordu. Kediler, evet… Gerçekten karanlıkta çok iyi görürlerdi. Onların karanlıkla olan ilişkisini bir an daha derinden hissettim. Karanlıkta hiç korkmadan yürüyebilme yetenekleri, bana bir şeyler anlatıyordu.

“Görmeyi bilenler karanlıkta daha iyi ilerler,” diye mırıldandım. Kediler bir arayışta değil, sanki her şeyin bir parçasıymış gibi yaşıyorlardı. Onlar, geceyi bir bütün olarak kabul etmişlerdi. Ve ben, onlardan bir şeyler öğrenmeliydim. Karanlıkta kaybolmak, içindeki boşlukta her şeyin ne kadar belirsiz olduğunu görmek… ama bir yandan da bir şeylerin, o belirsizlikte de düzgün bir şekilde ilerlediğini fark etmekti. Karanlıkta görmek, hayatın en zor anlarında bile doğru yolu bulmak gibiydi.

Karanlıkta Görebilmek İçin

Kafamda karanlıkta neyin göründüğüne dair düşünceler dönüp dururken, ben de kendimi farklı bir şekilde hissetmeye başladım. Karanlık, bana kaybolmuş hissettiğim o zamanları hatırlattı. Ama belki de o zaman, korkumun bana karanlıkta tek başıma kaybolmamı söyledikleri an, en doğru yolu bulabileceğim andı. Karanlıkta, doğruyu görmek için önce kaybolmak, korkmak gerekebilir. Kediler bile öyle değil mi? Onlar, karanlıkta sadece içgüdüleriyle ilerlerlerdi. Kendilerine güvenerek…

Sonra kafamda bir şey netleşti: Karanlık, bir anlamda görmek değil, hissetmektir.

Karanlıkta gördüğünü söylemek kolay, ama karanlıkta hissedebilmek… İşte bu, asıl mesele. Karanlıkta en çok hissedebilenlerin, en çok görebilenlerin olduğunu fark ettim. Yavaşça yürümeye başladım, parkın çıkışına doğru. Karanlıkta görebilmek için önce korkularımla yüzleşmem gerektiğini anlamıştım. Karanlık bir alan vardı, ama belki de ona her adım attığımda, sadece daha çok görebilecektim.

Karanlıkta Görmeyi Başarmak

Gözlerimle değil, hislerimle görmeye başladım. Karanlık, bana kendimi kaybolmuş hissettirdiği için değil, tam tersine beni içindeki güvene çağırdı. Gözlerim, bu yolculuğun sadece başlangıcıydı. Karanlıkta görmek, belki de yalnızca daha çok hissedebilmekti. Bir kedi gibi, içgüdülerini takip etmekti. O an, ne kadar kaybolmuş olsam da karanlık, bana doğru yolu göstermeye başlamıştı.

Ve o gece, Kayseri’nin karanlık sokaklarında, bir daha asla unutamayacağım bir şeyi öğrendim: Karanlıkta görmek, bazen ışıkta görmekten çok daha anlamlıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
hiltonbet güncel girişhttps://www.betexper.xyz/elexbetgiris.orgTürkçe Forum